Subscribe

Okuma Etkinliği - 8 || Ruhunu Aşka Teslim Et - Anne Mallory | Yorum

9/18/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Orijinal Adı: In Totally Surrender
Yazar: Anne Mallory
Çeviri: Deniz Rukiyye Sakallı
Yayınevi: Nemesis Kitap
GR: 3.99
Fiyatı: t 18,00
Sayfa Sayısı: 328
Andreas Merrick için intikam vakti yakındır. Onun için bu yoldaki en önemli basamak, bir süredir mektuplaştığı James Pace’tir. Ancak Merrick onunla yüz yüze görüşmeyi bir türlü başaramamıştır. İntikam zamanı yaklaştıkça damarlarındaki kan adeta yanmaya başlamıştır. Merrick için, James Pace ile yüz yüze görüşmenin yollarını aramaktan başka seçenek kalmamıştır. Bu nedenle, mektuplarından merak ettiği bu adamı izlemeye alır. Ancak gittiği yerlerde her zaman karşılaştığı tek bir kişi vardır. James’in kızı Phoebe Pace…Saflığın ve zekânın mükemmel birleşimi Phoebe Pace, Merrick’in ofisine gittiğinde hayatında hiç olmadığı kadar kararlıdır. Babasının borçlarını ödemek için oldukça esaslı planları vardır. Merrick’in tüm çabalarına ve karanlık bakışlarına rağmen bunları ona kabul ettirmeye kararlıdır. Hedefine uzanan planları yapabilecek kadar zeki, ancak içine girdiği tehlikenin farkında olamayacak kadar da saf olan Phoebe’nin güvenliğini sağlama işi ise hiç istemediği halde Merrick’e düşmüştür.Bir adım ileride yaşamayı öğrenen Merrick’in tahmin etmediği tehlike ise daha büyüktür; olmadığına inandığı ruhunu, aşka teslim etmek zorunda kalması yakındır…
 Merhaba yine bir okuma etkinliği kitabının yorumuyla karşınızdayım. Anne Mallory ile tanışmam Bir Gece Yetmez kitabıyla olmuştu. Kitabın seri olduğunu bu kitaba etkinlik aldığımızda fark etmem çok utanç verici ama bağımsız kitaplardan olduğundan hiç fark etmemiştim. İkinci kitap olan Bir Gece Yetmez de Roman ve Charlotte ikilisini okumuştum ve bu kitapta ki erkek karakterimizde Roman'ın abisi.
Seriyi sırayla okumak zorunda değilsiniz. Sizi ikileme düşürecek ya da eksiklik hissettirecek olaylar olmuyor. İsim olarak karakterleri görsek de her kitapta kim olduklarını biliyoruz o yüzden rahatlıkla bağımsız okunabilir.
İlk defa bu kadar kendinden emin, kadına hemen kapılmayan bir erkek karakter okudum. Üstelik tam aksi gibi Phoebe da zeki, güçlü, dediğim dedik ve inatçı bir karakter. Başka kitaplarda olsa çoktan adamı etkisi altına almıştı ama Andreas kendine hakim olma konusunda benden tam puan aldı diyebilirim. Sonuna kadar direndi.
"... senden hoşlanıyorum ve sana yardım edeceğim." "Peki ben senden hoşlanmıyorum buna ne dersin?"
Andreas acayip sert ve tehlikeli ve karanlık bir adam ama gelin görün kızın ondan zerre kadar korktuğunu görmedim. Andreas'ı da rahatsız eden en büyük konu bu. Ne yaparsa yapsın hiç bir zaman geri adım atmayı bilmeyen Phoebe sinirlerini son derece bozmakta usta.
"Siz erkekler arasında bir tanrısınız." "Ben daha karanlık bir şeyim."
Andreas'ın almak istediği bir intikam, uygulamaktan vazgeçemeyeceği bir planı var. Ama kızın inatçılığı, sürekli onun yakınında olması eninde sonunda adamı pes ettirmeye zorluyor. Kitapta ki olayları anlatsam bomba spoi olur ama Andreas'ın Phoebe'nin abisi hakkında ettiği itiraf ve Andreas'ın babasının kim olduğunu öğrendiğimde gerçekten şok oldum. Bu iki kısım hiç tahmin ettiğim gibi çıkmadı. Yazar bizi güzel ters köşeye getirdi diye düşünüyorum.
Adamın yaşadıklarına çok üzüldüm nasıl bir ailesi varmış hala sinir krizine giriyorum. Andreas'ın tek ailesi onu büyüten dadısı ve kardeşi Roman ki oda öz kardeşi değil hayatına kurtaran adammış. O günden beri kardeş gibiler ve bu kısım çok hoşuma gitti.
Phoebe kendinden emin duruşuyla beni mest etti. Andreas'a olan hislerinden o kadar emindi ki, adamın bütün ters hareketlerine rağmen bir kere bile geri adım atmadı, korkmadı bile. Ve inanılmaz mantıklı bir karakterdi.
"Beni öptüğünden yeniden doğuyorum. Bunun sonsuza derk sürmesini istiyorum."
Kitabın başlarında biraz sıkılabilirsiniz ama sabrederseniz ilerleyen bölümler gerçekten güzeldi. Ben pek Historical okumayan biri olarak bundan sonra daha fazla ağırlık vermeyi düşünüyorum. Yazarın okumadığım bir kitabı kaldı onuda en kısa zamanda alıp okumaya kararlıyım. Yazarın kalemi gerçekten güzel ve akıcı. 

Tutku Oyunları - Aleatha Romimg || Yorum

9/16/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Aşk, günahlarla yoğrulmuş bir oyunu bozabilir mi?Claire Nichols, kusursuz hayatların, büyülü masalların ardında en kötü kabusların yaşanabileceğinden habersizdi. Ta ki onunla tanışana kadar. Anthony Rawlings. Zorba, acımasız, gözü kara. Fakat aynı zamanda zengin, k,bar, güçlü ve nefesleri kesecek kadar yakışıklı.
Parıltılı yaşaların gürültüsünden uzak, sıradan bir barmen olan Claire, onun tatlı tuzağına düştüğünde ise artık her şey için çok geçti. Nefretin bile çekici geldiği bu dünyada, tutku ve şehvet dolu bir oyunun en önemli parçasıydı artık.
Bu oyunun sırları yoktu ama kuralları vardı. Hayatta kalmaksa ancak kurallarla mümkün.
"Kimse onun kurallarının sonuçlarından kaçamaz."Alfred A. Montapert
 Selam, fark ettim ki kendi kitaplığımda ki kitaplara yorum yapmayalı biraz uzun zaman olmuş. Bu kez yaklaşık 1 hafta önce bitirdiğim ama etkisinden hala kurtulamadığım bir kitabın yorumuyla sizlerleyim. Arkadya Bitter’le ilk olarak Senin Yerinde Olsaydım kitabıyla tanıştım. Daha üzerimden onun etkisini atamadan bizi yine bir seriyle buluşturdu yayınevi. Kitabın konusuna çok değinmek istemiyorum çünkü ne söylesem spoi vermiş gibi hissedeceğim. Ben okumadan önce kitap hakkında yazılan bir yoruma bakmak bir hata yaptım ve neredeyse bütün kitap özetlenmişti. Hiç okumadığınız bir kitaba başlayacağınız zaman böyle bir yoruma denk gelince hiç hoş olmuyor bence. Buna rağmen kitap beni ilk sayfalarda etkisi altına almayı başardı. Her sayfayı çevirdiğimde oturduğum yerde kıpırdandım ve “acaba şimdi ne olacak?” sorunsunu kendime her satırda sordum. Kitabın başında yazardan gelen şöyle bir uyarı var.
-Önemli-TUTKU OYUNLARI serisinde fazlasıyla yetişkinlere yönelik içerik bulunmaktadır. Aşırı tasvir ve ayrıntı yer almamasına rağmen kaçırma, tecavüz ve hem fiziksel hem de psikolojik şiddet mevcuttur. Bu tür içerikleri okuyamıyorsanız lütfen bu kitabı almayın. Hazırsanız, hoş geldiniz, yolculuğun tadını çıkarın.
Bu tarz bir uyarı gördüğümüzde ve buna birde kitabın ismi karışınca kafamızda hemen bu kitapta aşırı erotik sahneler okuyacağımızı falan düşünüyoruz ama aslında öyle değil. Evet bazı sahneler vardı ama bence erotik romanlarla kıyaslanırsa yanında hiç denecek kadar üstü kapalı anlatılmıştı bu sahneler. Yazarın bizi uyarmasında ki amaç -ki bunu ok doğru buldum- kitabın içerisinde şiddet bulunması. Aslında şiddet içeren kitaplardan hep bir adım geri dursam da bu kitapta ki konu beni benden aldı.
"Aşkta yapabileceğiniz en kötü şey onu inkar etmektir."
Baskın bir karakterimiz var Anthony, adam resmen bizi delirtmek için yazılmış. Bütün kitap boyunca adamdan yer yer nefret edecek bazen yelkenleri suya indireceksiniz ama gelin görün ki içinizde oluşan o parçalama isteği var ya işte o hep orada olacak. Anthony bir kaşık suda boğulası bir adam. Yaptıklarının bir sebebi var mı? Evet, tabi ki var. Zaten eğer bu yaşananlar sadece adamın keyfi tavırları olsaydı hayal kırıklığı olurdu.
Claire bir gece önce çalıştığı barda tanıdığı en nazik en yakışıklı adamla yemeğe çıkar ve hayatının hatasını da adamın böyle olduğuna inanmakla yapar. Gözlerine açtığında şiddete uğramıştır ve Anthony ona zorla sahip olmuştur.
"Bağlılığını gösterebilmen için başka yollar da biliyorum, Bayan Rawlings."
Bu sahne işin en kötü kısmı gibi gelebilir size ama bu hiçbir şey. Adamın yaptığı şeyler inanılır gibi değil ama yine dediğim gibi sonlara doğru bunun bir sebebi olduğunu öğreniyoruz. Yazar bence harika bir adam yazmış ne yaparsa yapsın bir parçanız onu hep sevecek bence.
"Onun sıcaklığını hissetmek, kokusunu almak, dudaklarını tatmak isterken aşkın sesi üstün geliyordu."
Ne desem ne söylesem ben de bilmiyorum ama kitap bittiğinde ağzım bir karış açık “vay canına” diye çığlık attığım gerçeği var. Adamın dengesizliği ve kızın bu kadar sakin olması beni delirtti ama yazar öyle bir yazmış gibi bırakamıyorsunuz. Nefret de etseniz delirseniz de bu kitap sizi kendine esir ediyor. Ben kitabı birkaç gün gibi bir sürede bitirdim. Yazarın kalemine ve konuyu işleyiş tarzına kesinlikle bayıldım. Ve dehşet son diyorum. Nasıl orada bitti şimdi ne olacak diye deli gibi merak ediyorum. Umarım Arkadya Bitter bizi çok fazla merakta bırakmadan serinin diğer kitaplarıyla kavuşmamızı sağlar.

Okuma Etkinliği - 8 || Ruhunu Aşka Teslim Et - Anne Mallory | Kitapları

9/16/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Yazarın toplamda çıkan 8 kitabı var ama ülkemizde sadece üç kitabı yayımlandı. Birbirinden bağımsız okunabilen seri olan Secret serisi.


Tutkuya giden yolu açmak için küçük bir tuzak kurabilirsiniz; romantik bir aşk tuzağı…
İyi eğitimli olmasına rağmen sosyetenin bir parçası olma fikrinden hoşlanmayan Miranda Chase, günlerini amcasının kitapçısında çalışarak geçirmekteydi. Çalıştığı kadar okumaya fırsat bulduğu için de memnundu. Bir gün, inanılmaz derecede sürükleyici bir aşk hikâyesini okurken kafasını kaldırdığında, karşısında onu gördü: Vikont, Maximilian Downing.
Bu karşılaşma sadece bir tesadüf müydü yoksa kurulmuş, romantik bir tuzak mı?
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Nemesis Kitap


Charlotte sosyeteye dâhil olan ve servetini yitirmiş bir ailenin en büyük, en güzel kızıdır. Babasının alkol ve kumar sorunları yüzünden zengin biriyle evlenmek zorundadır ve babası bu konuyla ilgili sürekli onu sıkıştırmaktadır. 
Sosyetede güzelliği ile ün salmış olan Charlotte, aynı zamanda soğuk, mesafeli tavırlarıyla herkesi kendisinden uzaklaştırmaktadır.
Bir gün babasından, kumar borcu karşılığında kızını ortaya koyarak son bir oyun oynaması istenir. Oyunu kazanıp hem borçlarından kurtulacağına hem de kızını koruyacağına emin olan adam, oyunu kaybeder. Charlotte, babası tarafından kumarda kaybedilmiştir artık. Hem de şehrin kumarhanelerini yöneten karanlık ve çok güçlü Roman'a karşı.
"Anne Mallory, klasik aşk hikâyelerine yepyeni bir soluk katıyor."
-Teresa Medeiros-
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Nemesis Kitap
Andreas Merrick için intikam vakti yakındır. Onun için bu yoldaki en önemli basamak, bir süredir mektuplaştığı James Pace'tir. Ancak Merrick onunla yüz yüze görüşmeyi bir türlü başaramamıştır. İntikam zamanı yaklaştıkça damarlarındaki kan adeta yanmaya başlamıştır. Merrick için, James Pace ile yüz yüze görüşmenin yollarını aramaktan başka seçenek kalmamıştır. Bu nedenle, mektuplarından merak ettiği bu adamı izlemeye alır. Ancak gittiği yerlerde her zaman karşılaştığı tek bir kişi vardır. James'in kızı Phoebe Pace…
Saflığın ve zekânın mükemmel birleşimi Phoebe Pace, Merrick'in ofisine gittiğinde hayatında hiç olmadığı kadar kararlıdır. Babasının borçlarını ödemek için oldukça esaslı planları vardır. Merrick'in tüm çabalarına ve karanlık bakışlarına rağmen bunları ona kabul ettirmeye kararlıdır. Hedefine uzanan planları yapabilecek kadar zeki, ancak içine girdiği tehlikenin farkında olamayacak kadar da saf olan Phoebe'nin güvenliğini sağlama işi ise hiç istemediği halde Merrick'e düşmüştür. 
Bir adım ileride yaşamayı öğrenen Merrick'in tahmin etmediği tehlike ise daha büyüktür; olmadığına inandığı ruhunu, aşka teslim etmek zorunda kalması yakındır…
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 328
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Lord of  Intigue serisi de 3 kitaptan oluşuyor.
1. Masquerading the Marquess 
2. Daring the Duke
3. What Isabella Desires
Her hangi bir seriye bağlı olmayan kitapları;
1. Three Nights of Sin
2. For the Earl's Pleasure
3. The Earl of Her Dreams 
4. The Bride Price
5. The Viscount's Wicked Ways

KGBT 17.Tur || Sonuna Kadar - Jeniifer Probst | Yazarın Çıkan Kitapları

9/15/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Turumuzun ikinci gününde sevilen yazarın ülkemizde çıkan kitaplarından bahsedeceğim size biraz. İlk olarak herkesin severek okuduğu bir serimiz var. Marriage to Billionaire serisi. Seri 4 kitap ve bir adet novellladan oluşuyor ama bizde novella kısmı yayımlanmadı.
İlk kitap İlk Öpücüğün Büyüsü...
Çocukluk arkadaşı olan Nick ve Alexa'nın çalkantılı hatta anlaşmalı demek daha doğru olur aşk hikayesini okuyoruz. Seri benim en sevdiğim şekilde ilerliyor. Çünkü ikinci kitap Nick'in kardeşi Maggie ve Nick'in iş ortağı Michael'ın hikayesi olan Aşka İkinci Şans'la devam ediyor. Seri burada biraz daha harektlenmeye başlıyor çünkü artık Conte ailesinin fertleriyle devam ediyoruz. Serinin üçüncü kitabı Michael'in küçük kız kardeşi Carina ve küçüklüğündne beri Conte ailesinin içinde yetişmiş olan Micheal'in en yakın arkadaşı olan Max'in hikayesi. En çok bu çifti sevdiğimi ititraf ediyorum ve hemen diğer bir kardeş olan Julietta Conte'nin hikayesine geçiyorum. Tam bir iş kolik olan Julietta ve Sawyer'in birbirinden tamamen farklı karakterlerinin olması onların tutkulu aşıklar olmasına engel olmuyor.
Bu seriye bayılacaksanız pek okumayan kalmadığından neredeyse emin olsam da okumayanlar için kesinlikle kaçırmayın diyorum.

Aranan Aşk Bulundu kitap bu başka karakterlerin hikayesi ama yinede yazar bir şekilde yukarıda ki seri karakteriyle bir bağlantı kurmuş ve onları da orada görüyoruz. Çok ama çok eğlenceli bir hikayeydi. Kate ve çöpçatanlık şirketi ve başka bir amaç uğruna Kate'in ofisine gitse de Slade'i şaşkına çeviren Kate'e kapılan bir adam okuyoruz. Yazarımız kalemini her zaman ki burada da konuşturmuş. Bu kitap biraz daha farklı bir boyutta konu olarak ama eğlece bakımından çok iyiydi.
Çiftin tatlı sert çekişmeleri, bibirlerine karşı koymaya çalıştıkları anlar çok güzeldi. Bu kitabı sıkıldıkça bir kaç kere okumuştum hatırlıyorum. Nemesis kitapları hakkında düşüncelerimi artık duymayan kalmadı. Okurken eğlendiren ve rahatlatan cinsten bir yapıya sahipler ve ben her çıkardıkları kitabı gözü kapalı alıyorum ki bu kitap Jennifer Probst ise hiç çekinmiyorum.

Ve Sonuna Kadar zaten yorumunu yeni yaptığım bir kitap, hakkında çok fazla şey söyledim. Merak ediyorsanız buyurun :)

Okuma Etkinliği - 8 || Ruhunu Aşka Teslim Et - Anne Mallory | Ön Okuma ve Çekiliş

9/15/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 6 yorum:
Herkese merhaba yeni bir okuma etkinliğiyle sizlerleyiz. Etkiliği takip etmek ve facebook çekilişine katılmak için tık tık!

a Rafflecopter giveaway

KGBT 17.Tur || Sonuna Kadar - Jennifer Probst | Yorum

9/14/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 1 yorum:
Ailenize ait İtalyan restoranının işleri çok kötü ve siz her şeyi düzeltmek için işin başına geçtiniz. Çalışanları idare etmek çok zor çünkü hepsi ya akraba ya da eski bir tanıdık. Garsonluk yapan kardeşiniz kız arkadaşıyla görüşmek için sürekli işi savsaklıyor.Barmense sigara tiryakisi. Durmadan sigara molası verip barı boş bırakıyor.Hepsinin yerine çalışmak ve müşterileri memnun etmek zorundasınız.Yine de şefin açığını kapatmanız çok zor. Zaten o da karısıyla kavga etmiş ve sinir bozukluğundan bütün yemeklerin baharatını ve tuzunu fazla kaçırıyor. O kadar fazla kaçırıyor ki, müşteriler durmadan su sipariş ediyorlar.Boş masalardan birine bir kadın ve bir adam oturuyor. Kardeşiniz ortalarda olmadığı için masanın siparişini almaya gidiyorsunuz. O anda, üç yıl önce, sadece size aşık olduğu ve siz sorumluluk istemediğiniz için terk ettiğiniz kadınla göz göze geliyorsunuz. Üstelik karşısında oturan kıl kuyrukla da sevgili gibi görünüyor.İşte size Gavin Luciano’nun hikâyesi. Ama bu hikâyeye biraz acı katabiliriz. Gavin’in karşısında bulduğu kadın, yani Miranda Storme, son yılların en beğenilen restoran eleştirmeni. O akşam şefin bol baharatlı spesiyalini yedikten sonra içinde yeninden alevlenmeye başlayacak olan terk ediliş acısı bütünüyle gerçek.
Bu gerçek de onun ilham kaynağı.
Alacağı intikam için.
Sonuna kadar…
 Herkese merhaba, dur durak bilmeden ara vermeden yine harika bir kitabı turuyla sizlerleyiz. Yazarın kalemine ne kadar bayıldığımı etrafımda ki herkes bilir. Çıkan her kitabını anında alıp okuyan biri olarak son kitabına tur yaptığımız için de ayrı bir mutluyum tabii ki..

Gavin yıllar önce hayallerinin peşinden giderek aile restoranını ve kız arkadaşını arkasında bırakıp çekip gider. Kendi için en doğru kararı verdiğine inanır ve iş için ülke ülke gezmeye başlar. Tabi tahmin ettiği gibi olmamıştır hiç bir şey. İşini severek yapsa da sandığı kadar mutlu olamamıştır ve arkasında bıraktığı kadını da sandığı gibi unutamamıştır. 3 yıl sonra aile restoranı zor duruma düştüğünde geri dönmek zorunda kalan Gavin arkasında bıraktığı ona aşık olan ama Gavin'in bir şey hissetmediğini düşünerek terk ettiği kadınla karşı karşıya gelir. Üstelik yanında başka bir adamla...
        Miranda'nın sesi titriyordu. "Bırak gideyim."                                                                      "O hatayı üç yol önce zaten yaptım. Tekrar yapacak değilim."
Miranda terk edildikten sonra zor günler geçirmiş ama kendini toparlayıp sevdiği işte gerçekten başarılı olmuş bir restoran eleştirmenidir. Bilmeden gittiği restoran onu 3 yıl önce terk ettiği aile restoranı olduğunu öğrenince ne kadar çabalasa da kötü eleştiri yapmadan duramaz. Gün intikam günüdür ve Miranda da tereddüt etmez. Ama bilmediği bir şey vardır. Gavin onu yeniden kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.
"Çünkü gözlerime baktığın anda aramızdaki şeyin henüz bitmediğini anladım."
Yine bir Nemesis ve yine ben :) Probst benim en sevdiğim yazarlardan birisi ve ben her kitabını kaçırmadan alıyorum. Bu kitapta yine tam onun tarzına uygundu. Yine tatlı mı tatlı bir aşk hikayesi okuyoruz. Gavin ve Miranda bir arada inanılmaz güzeller. Hem duygu yüklü hem romantik bir kitap. Yazarın erotik kısımları dozunda tutması da benim en sevdiğim kısmı. Abartmadan yazılan her şey gözüme çok daha güzel geliyor.
"Gavin'in dudakları sanki Miranda'nın tadı ve kıvamını yeniden keşfetmek için dünyanın tüm zamanına sahipmişçesine onunkilerin üstünde geziyor, baskı uyguluyor, tekrar tekrar dokunuyordu. Ta ki Miranda boğazından bilinçsizce kopan bir iniltiyle beraber parmakları onun parmaklarını kavrayana dek." 
Gavin inatla Miranda'dan vazgeçmedi. Her şeye rağmen sevdiği şeyleri geride bırakmaya karar verip Miranda'nın peşinden gitti. Sahiplenici erkek tipi eşittir Gavin diyebilirim ama bu ona ekstra bir tatlılık katmış mı evet hem de nasıl katmış. Ona ne kadar ihtiyacı olduğunu açık sözlülükle söylemekten bir an bile çekinmemesi benim gözümde güçlü erkek profili yarattı. Yazarın erkek karakterlerini çok seviyorum bu yüzden.
"Bırak ne kadar ihtiyacım olduğunu göstereyim sana. Bırak seninle sevişeyim ve sen de birbirimize ait olduğumuzu gör. Benimle güvendesin, hayatım, yemin ederim."
Miranda'nı güvenmek için tereddütleri var ve yaşadıklarını okuduğumuzda bu konuda ona sonuna kadar hak veriyorsunuz. Başıından geçenler onu bu hale getirmiş ve üzgünüm ki bunun sebebi de Gavin. Her ne kadar bundan çok pişman olsa da elinden gelen her şeyi yapmaktan bir an bile çekinmedi. Geçmişleri hakkında ikisinin de üzüldüğü sahnelerde bende çok üzüldüm.
"Bu seferinde ona aşık olmayacaktı.Bu sefer gitmesine hazırlıklı olacaktı.Bu güvenliydi."
 Ve her şey tam da yolunda gidiyor derken bir yanlış anlaşılmayla bir anda çiftimiz tepe taklak geldi. Yine de Nemesis her zaman ki gibi mutlu son kitaplarıyla aklımı başımdan aldı. Yazarın kalemininden bahsetmeme bile gerek yok okuyanlar zaten benim gibi kesin bağımlısı olmuştur bile. Yan karakter bu kitapta oldukça eğlenceliydi Yani her zaman ki gibi güzel bir kitaptı.
"Bu yola girmek çok vaktini almıştı ama Miranda'yı hak etmek için geçmiş yaşamında gerçekten harika bir şeyler yapmış olmalıydı. Hayatında ki her şeyi hak etmek için..."

Okuma Etkinliği - 7 || Bana Şans Dile - Sinem Akça | 8. Gün - Yorum

9/13/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Kadın olmanın rengi hep başkadır. Sevince pembe, aşık olunca kırmızı, fincanda kahverengi,alışveriş poşetlerinde gökkuşağı gibi rengarenktir kadın...
En yakın dostu Eros'un da okunu nereden fırlatacağı hiç belli olmaz...Tıpkı otuz iki yaşında ve bu yaşına gelirken boş oturmayıp ikinci kocasını da nihayet kaçırmış; vurdumduymazlığı,Hiperaktivitesiyle arkadaşlarını illallah dedirtmeyi başarmış Didem'in kalbine saplanan ok gibi!
Önce neyse halim çıksın falım, deyip kapattığı fincanda görüldü yakışıklısı, sonra da kaza yaptığı arabada.Dedik ya ilk ok, tabir yerindeyse dünya umurunda olmayan, sadece kendi keyfi için nefes alan, evinin etrafındaki tüm restoran kuryelerinin yakinen tanıdığı Bağdat Caddesi kokoşu Didem'e...
İkincisi ise İstanbul Emniyeti'nin gözbebeği, deli lakaplı, tuttuğunu koparan, tutarlı, disiplinli baş komiseri Bora'ya isabet ediyor...
Didem'in en yakın arkadaşı olma talihsizliğini yaşayan Yasemin'in evliliği ve bebek heyecanı ile reklenen hayatı...
Seçtiği playboy sevgililerinin aksine, aşkın masumiyetine olan inancını hiç yitirmeyen Elif...
'OLMAZ AMA OLDURURUZ' diyerek istediğini alan, aşkta her yolu mubah sayan kadınların komik hikayesi...
 Herkese selam :) Harika bir etkinlik ile karşınızdayım. Bu sefer Renkli Kalemler Blog Tur ve Sihirli Kitaplık ile Okuma Etkinlikleri olarak bir araya geldik. Sayfalardaki çekilişlere katılmayı unutmayın diyorum be yorumuma geçmeden önce bu zamana kadar neler yapmışız kitabımız hakkında kim ne söylemiş diye merak ediyorsanız buyurun :)
1.Gün: Ön Okuma - Kitap İklimi
3.Gün: Yorum - Bir Otakunun Dünyası
4.Gün: Yorum - Masum İnciler
6.Gün: Yorum - Kitap Meltemi
7.Gün: Yorum - Okuma Köşem
8.Gün: Yorum - Tuba'nın Yorum Köşesi
9.Gün: Yorum -
10.Gün: Yazarla Söyleşi -

Sinem Akça kalemiyle Bana Şans Dile kitabı ile tanıştım. Daha önce okumadığıma bazı sebeplerden çok pişman olmuş olsam da bir açıdan da iyi ki bu halini okumuşum diyorum. Kitabın konusuna çok fazla değinmeden bir kaç şey söyleyeceğim öncelikle.
Didem, Yasemin ve Elif, bu üçlüye kendinizi hazırlayın çünkü birini diğerinden daha az sevme gibi bir lüks vermiyor bize yazarımız. Karakterler muazzam güzel. Orta yaşlı kadınların hikayesi, daha önceki yorumlarımda da söylediğim gibi daha fazla hoşuma giden yaş ortalaması.
Yasemin ve Erhan, bu ikisi ölünesi bir çift. Dediğim dedik adamları sevmem mi diyorsunuz o zaman bunu hemen aklınızdan çıkarın çünkü Erhan tam bir Türk erkeği ve size kendini nasıl sevdirdiğine şaşıracaksanız. Tabi ki çiftimiz burada evli ve bebek bekliyorlar ama bu onların hikayesini merak etmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.
Benim okurken aklımın kaldığı, enn ama enn çok merak ettiğim karakterden bahsedeceğim size Elif... Bu kızı ben neden bu kadar sevdim bilmiyorum. Kafamda Elif'le ilgili deli sorular dönüp dolaşıyor. Nerede? Acaba ne yapıyor? Yasemin ve Didem bir aradayken Elif'i de istiyorum diye dövündüm resmen. Yazarımız bizi onunla ilgili biraz merakta bıraktı. Aslında Elif'i bizden gizlemiş demek daha doğru olur ama söylemeden geçemeyeceğim benim aklımda hala Elif var ve onun hikayesini deli gibi merak ediyorum. Fırat dangalağıyla mı olur yoksa başkasıyla mı hiç bilmiyorum ama yazarıma sesleniyorum lütfen bana Elif'in hikayesini yazamaya başladığını söyle. :)
Ve gelelim baş rol oyuncumuza sizi bir yandan cinnete getiren ama bir yandan ona yumuşak gözlerle bakmanızı sağlayan Didem'e...
Bu kadın nasıl bir karakter, beni hem deli gibi sinir etti, hem kahkahalarla güldürdü aynı zamanda o üzüldükçe üzülmeme sebep oldu. Bu kız size tüm duyguları tattırmak için yazılmış benden söylemesi. Didem hanımın bu halleri yakışıklı komiserimiz Bora ile karşılaşana kadarmış tabii. Yasemin'in ağzından okuduğumuz sahnelerde arkadaşını tanımladığı bir kaç kısımda bunu çok iyi anlayacaksınız. Bizim çenesi düşük, dediğim dedik Didem'i yola getiren adamdan da biraz bahsetmek istiyorum. Bora!
Bakın halimi şu anda görmüyorsunuz ama adamın adını yazarken bile gözlerimden kalpler fışkırmaya başlıyor. Hayır tüm polisler bu adam gibiydi de biz mi göremedik Allah'ım diye isyan edesim var ki okurken çokca bunu sorguladığımı itiraf ediyorum.
Adam inanılmaz öyle gözünüzden büyüteceğiniz şekilde yüceltilmiş bir karakter değil ama o kadar doğal o kadar kendine has olarak yazılmış ki Bora'ya bayılacaksınız.
Aslında kısaca erkek ve kadın karakterler kendine has özellikleriyle aklınızdan çıkmayacak şekilde yer ediyor ve okurken onları garip bir şekilde sahipleniyorsunuz.Ve kitabın sonu beni benden aldı. Buruk bir şeyler hissediyorum ve neler olacak deli gibi merak ediyorum. O deli dolu Didem ne durumda? Yasemin ve Erhan neler yaşadı? Ve Elif bu kızı okumazsan deliririm herhalde :)
Bu kitapta dostluğun en güzel, aşkın en tesadüf, sevginin en tutkulu halini okumaya hazır olun. Ben elimden hiç bırakamadan iki günde bitirdim ve arada sırada elime alıp bazı kısımları tekrar tekrar okuyorum. Çok geç kalmadınız diyorum ve hemen okumanızı tavsiye ediyorum.
O kadar çok alıntı çıkarmışım ki kendim bile kendime şaşırdım itiraf ediyorum. Hepsini buraya yazmayı deli gibi istesem de sizi de azıcık merakta bırakmak gerek diye düşünüyorum. Ama yinede bir kaç tane paylaşmadan duramadım. Okurken hafızanıza yerleşen cümleler suratınızda her zaman bir gülümseme yaratıyor benden söylemesi. Yazarımızın kalemi tek kelimeyle harika ve akıcı bir solukta okunup biten cinsten.
Yazarıma da buradan bir kez daha ELİF diyerek sesleniyorum. Emeğine kalemine sağlık, umarım daha nice nice hikayelerini okur karakterlerini sahipleniriz :)

KGBT 16.Tur || Darmadağınık - Emma Chase | Yorum ve Çekiliş

9/12/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:


Herkese merhaba, harika bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Daha önce Karmakarışık kitabına güzel bir etkinlik yapmıştık merak edenler için tık tık!
Yazarın diğer kitapları hakkında merak ettikleriniz için tık tık!
Ve turumuzun başından beri neler olmuş bakmak isterseniz buyurun :)
Ön Okuma - Tuba'nın Yorum Köşesi
Yorum - Okuma Köşem
Yorum - Bir Otakunun Dünyası
Yorum - Şıpsevdi Okur
Yorum - Hayal Perest'in Zaman Yolculuğu
Bu sefer bize içini döken kişi Kate. Kitap Drew ve Kate'in geçirdiği muhteşem bir geceyle başlıyor. Tabii ki Kate'in ağzından. Buraya kadar her şey çok güzel, yeniden Drew'u gördüğümüz üçün sırıtarak okuyoruz ama giriş bölümünün sonuna geldik mi işte bizi bir sürpriz bekliyor. Kate yaşadıkları geceyi geçmiş zaman olarak adlandırmış ve olaylar da tamda bundan sonra başlıyor işte.
Sizi şok eden kısımları sonlarda mı okumak isterdiniz, genelde öyle olur evet. Ama bu kitap da her şey bambaşka, çünkü hazır olun Kate daha kitabın ilk sayfalarında bombayı patlatıyor bile.
Aralarında ki tatlı çekişmeli ilişkiyi okuyoruz ama bir şeyler var hissediyorsunuz ve evet doğru tahmin haklı çıktım. Neler olup bittiğini Kate bize geçmişe dönerek anlatmaya çalışıyor, tıpkı Drew gibi sizinle sanki dertleşiyormuş gibi. Okumaktan en çok sıkıldığım anlatım şekline bu kadar bayılmam da bir garip ama yazarın kalemi gerçekten bu konuda bir numara bence.
Ve hazır olur Kate bize ciddi şeyler anlatma havasında...

İkilimiz bol bol tatil ve iş yapıyorlar. Beraber yaşıyorlar ve geçirdikleri her andan zevk alıyorlar. Kate'in üzerinde bir dengesizlik hali mevcut ama bunun sebebinin ip uçlarını zaten bize veriyor. Drew'un ailesiyle vakit geçirdikleri kısma bayıldım. Özellikle küçük Mackenze'yi hatırlıyor musunuz? onunla olan muhabbetti muhteşemdi ilk kitapta ve hala da öyle. Drew'un yeğenine çocuk nasıl yapılır? başlığı altında ki sorularına verdiği cevaplara bayılacaksınız. Kırk yıl düşünsek hiç birimizin aklına gelmezdi bence :)

Ve sonra bir şey oldu, ağzımdan çıkan küfürleri saymak istemiyorum tabi ki ama bu da neydi böyle? Drew'a ne desem bilemiyorum. Ayrıca yazar iki farklı olayı nasıl böyle bir yanlış anlamaya yol açacak şekilde yazmış hayran kaldım. Öldüm öldüm dirildim resmen.
Duygusal sahneler geldi çattı. Bitik bir adam gördük. Direk kendisini olmasa da arkadaşlarından duyduklarım bile Drew için üzülmeme yetti. Ve Kate bitirdi beni. Bir kadın üzüntüsünü ve çaresizliğini böyle güzel anlatabilirdi. 

Arkadaşlık bir kitapta bu kadar mı güzel anlatılırdı. Kate ve Drew'un gerçekten ama gerçekten inanılmaz bağı olan dostları var ve yazar bunu muhteşem derece sevgi dolu anlatmış. Her şey yerli yerinde bu kitapta bence Bir an tek bir sayfada bile keşke olmasaydı diyebileceğiniz bir şeyle karşılaşmıyorsunuz.
Tek sorun  Drew'u çok özlüyorsunuz ama hiç merak etmeyin sonlara doğru kendisi bizimle dertleşmek için geri dönüyor.
Tek kelimeyle bayıldım, seri kesinlikle benim favorim. Alın ve okuyun :)
Drew fırtınasına hala kapılmadıysanız çok geç kalmışsınız demektir.
Puanım

Ayrıca bu kitabı bit alıntı komasına soktuğum gerçeği de var buyurun size alıntılar :)













a Rafflecopter giveaway

Evrene Fısıldanan Dilek || Karen McQuestion | Yorum

9/10/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Ne dilediğine dikkat et!
Andrea bir anda karar verdi ve aklına gelen her şeyi bir çırpıda yazıp bitirdi. Sonra yazdıklarını içinden okumaya başladı. Kibar, düşünceli ve şefkatli bir adam istiyorum. Gerçek bir adam, toy biri değil. Benden daha uzun boylu olmalı ve bilgisayar oyunları ya da bilardo, dart gibi oyunlara meraklı olmamalı. Benimle zaman geçirmekten hoşlanmalı, beni çekici bulmalı ve söylediklerimi gerçekten dinlemeli. Lütfen zeki biri olsun ama bana ukalalık taslayacak kadar da değil. Şöyle bir düşündükten sonra bir cümle daha ekledi. Ayrıca yaptığım esprileri anlayan biri olmalı.
Evrene bir mesajım var...
Herkes kağıtlarını almıştı. Martina anlatmaya başladı, “Yakın gelecekten beklentilerinizi düşünün. Daha iyi bir iş mi? Yeni bir ilişki mi? Yoksa bambaşka bir şey mi? Hayal gücünüzü kullanın. Bugün yapacağımız şey aslında sipariş vermek. Diyelim ki bir kitap okumak istediniz ve internetteki bir siteden sipariş ettiniz. Kitap elinize ulaştı. Peki ya sipariş vermeseydiniz, istemekle yetinseydiniz ne olurdu? Kitap elinize ulaşır mıydı? Elbette hayır. Çünkü sipariş vermediniz.
"Bu güzel şeyler niye benim başıma gelmiyor?’ 
Sipariş vermeden sadece kelimeleri tekrarlayıp duruyorsunuz. Evrenin, sizin arzularınızdan, isteklerinizden ve dileklerinizden haberdar olması gerekiyor. Lüks isteklerden değil, mutlu ve tatmin olmuş bir insan olmanız için gerekli olduğunu düşündüğünüz şeylerden bahsediyorum.”

 Kitabı gelir gelmez okumuş hatta İnstagram hesabımda kısa bir yorum da girmiştim ama uzun yorumu son zamanlarda girmek için pek fırsatım olmamıştı. Kitabın ön okumasını merak edenler için bir göz atın diyorum.
Kitap bir gece gibi bir sürede okunup bitti. Konu olarak son dönemde çok sık okuduğumuz konulardan çok uzaktı.
Dan orta yaşlarının başında eşini kaybetmiş yaralı bir adamdır. Kızı ve kitabın baş kahramanı olan köpeği Annie ile birlikte yaşamaktadır. Çevresinde ki insanların sürekli hayatına birilerini sokma çabasına rağmen hiç birine karşılık vermez ta ki Andrea'nın dilediği bir dilek onları bir araya getirene kadar.
"Evrenin, sizin arzularınızdan, isteklerinizden ve dileklerinizden haberdar olması gerekiyor.Lüks isteklerden değil, mutlu ve tatmin olmuş bir insan olmanız için gerekli olduğunu düşündüğünüz şeylerden bahsediyorum."
Andrea eşinden ayrılmış ve hayatını düzene sokmak için yeni bir kasabaya gelir. Arkadaşı sayesinde zorla düzenlenen bir grup insanla birlikte terapiye benzeyen bir şeye katılır. Orada herkes hayatta istediği dileklerini bir kağıda yazıp yakınca olacağına inanır. Andrea bunu gerçekten inanmasa da hayat ona dileğini verir.

"Kibar, düşünceli ve şefkatli bir adam istiyorum. Gerçek bir adam, toy biri değil. Benden daha uzun olmalı ve bilgisayar oyunları ya da bilardo, dart gibi oyunlara meraklı olmamalı. Benimle zaman geçirmekten hoşlanmalı, beni çekici bulmalı ve söylediklerimi gerçekten dinlemeli. lütfen zeki biri olsun ama bana ukalalık taslayacak kadar da değil.Ayrıca yaptığım esprilerden anlayan biri olmalı."
Tatlı mı tatlı şeker gibi sevgi dolu bir kitap. Bazen duygusal bazende eğlenceli olabilecek şekilde hazırlanmış bir kurgu. Hiç sıkılmadan nasıl olduğunun bile farkına varamadan bir solukta okudum ve bir bakmışım son sayfaları kapatıyorum. Son zamanlarda okuduğum en içten en doğal ve en gerçek hikayeye ve anlatıma sahip bir kitaptı.
"Dan restorandan çıktığında ayak üstü sohbet ettiği sevimli kadınla geçen yarım dakikayı düşündü.Andrea!Üzerinde değişik bir etki bırakmıştı."
Çiftimiz her seferinde birbirlerini bir kaç dakika gibi kısa bir sürede kaçırıyorlar ve en sonunda ben çıldırma aşamasına geldiğimde artık sonunda karşılaştılar. Ve Annie kitabımızın baş kahramanı sevgili köpeğimiz dileğin ta kendisi o diyebilirim :)
Fark ettim ki bir kez daha orta yaş karakterlerin hikayesini okumayı daha çok seviyorum. Bunu daha önce okuduğum bir kitapta da fark etmiştim. Belki de daha oldun olduğundandır bilmiyorum. Olaylar hep bir mantık çerçevesinde olduğu zaman daha çok hoşuma gidiyor sanırım.
Evrene Fısıldanan Dilek duyulan özlem ve sevginin en içten anlatılmış şekliydi bence. Uzun zamandır farklı konuya sahip bir kitap okumamıştım ve arada böyle kitaplara denk gelmek benim için sevindirici bir sebep oluyor.
Arada huzur veren hikayeler okumak bana iyi geliyor.
Sizde farklı bir şeyler peşindeyseniz Evrene Fısıldanan Dilek kitabını bir deneyin diyorum.
Dan "Seni mutlu edeceğime söz veriyorum" dedi.Andrea onun kulağına, "Çoktan ettin bile," diye fısıldadı.

KGBT 16.Tur || Darmadağınık - Emma Chase | Ön Okuma ve Çekiliş

9/06/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 6 yorum:
Herkese merhaba nasılsınız, biz Kitap Gurmeleri olarak çok iyiyiz çünkü hız kesmeden harika kitaplara tur düzenlemeye devam ediyoruz. Daha önce Karmakarışık kitabına etkinlik yapmıştık şimdi sırada Darmadağınık var ve bu sefer turuyla sizlerleyiz. Söz konusu Drew Ewans olursa tabi ki eğlenceli bir tur planı bizi bekliyor. Umarım sizde en az bizim kadar keyif alırsınız. İlk günde minik bir ön okuma sizinle.
Keyifli okumalar...



a Rafflecopter giveaway

KGBT 15.Tur || Gecenin Sonu - Lauren Blakely | Yazarın Diğer Kitapları

9/03/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Yazarın diğer kitaplarını tanıtma sırası bende. Türkçeye çevrilmiş olan ilk kitabı Gecenin Sonu ama yazarın bir sürü seri olarak yazdığı kitabı var.
1.The Caught Up in Love Serisi
2.Standalone Novels Serisi
3.The No Regrets Serisi
4.The Seductive Night Serisi
5.The Sinful Night Serisi
6.The Fighting Fire Serisi